9F1A1107-63F1-4277-8421-5F9BFAC52E65-scaled

İşte yeriniz her zaman doldurulabilir. Ama evde yerinizi kimse dolduramaz. İşe saatlerinizi değil, anlamlı katkılarınızı verin.

Yıllarca bunlardan yakındım. Ne zamanki bunların şirketin, yönetimin veya ekibin değil, benim problemim olduğunu fark ettim. O zaman hayatımı yönetmeye başladım.” – DM

 

Hedefleme protokolleri ile çalışırken birçok çalışan ve yönetici ile bire bir koçluk çalışmaları yapıyoruz. En çok duyduğumuz şey “yoğunluktan yakınma” oluyor. Yakınma duyduğumuzda hemen soruyoruz; Peki bu yoğunluk kimin sorumluluğu? Çok yoğunum dediğinizde diğerlerinin sizinle ilgili hangi mesajları algılayabileceğini hiç düşündünüz mü?

Çok değil, Verimli Çalışın

Gece gündüz iş yerinde olmak ve hep meşgül görünmek bazı çalışan ve patronların sandığının aksine çalışkanlığın, yeteneğin yada yüksek performansın bir göstergesi değildir. Hatta verimliliğe ve etkin çalışan ekiplere önem veren liderler bundan pek hoşlanmazlar. Tam tersi bunlar liderlerin kafasında sizinle ilgili bazı sorular oluşmasına sebep olur.

Bireysel sorulardan bazıları;

  • Neye odaklanması gerektiği konusunda net hedefleri var mı?
  • Delege edebileceği işleri üstünde topluyor olabilir mi?
  • Yardımlaşmayı sevmiyor, yardım isteyemiyor veya gereksiz iş mi yükleniyor?
  • İşini daha hızlı yapacak method ve sistemler geliştiremiyor mu?
  • Öğrenmeye ve gelişime dirençli mi?
  • Zaman yönetimi sorunları olabilir mi?

Ekibin işleyişine dönük bazı sorular;

  • Ekip içi adaletli iş dağılımı var mı?
  • Ekip kendi içinde yeterince iletişim kuruyor ve yardımlaşıyor mu?
  • Düzenli, anlamlı ve kısa toplantılar yapılıyor mu?

Liderlik ile ilgili akla gelen bazı sorular;

  • Hedefler net mi?
  • Önem ve öncelik sıralaması yapılmış mı?
  • Çalışanların katkıları net bir şekilde ortaya konulmuş mu?
  • Net olmayan hedefler yüzünden gereksiz zaman ve efor harcanan önemsiz işler var mı?
  • Operasyonda tekrarlayan, teknoloji ile otomasyona bağlanabilecek işler için gereksiz insan gücü mü kullanılıyor?
  • Gereksiz insan gücü kullanılıyor ise bunu ortadan kaldırmak için planlanan bir girişim var mı?

 

Liste bu şekilde uzayıp gidiyor. İster istemez sizin yakınmalarınızı duyan herkes bu alanları sorgulamaya başlıyor. Peki bu konuları önce siz kendi içinizde sorgulayarak birkaç adım öne geçseniz neler değişirdi?

Bunlardan bazıları bizim etki alanımızda. Örneğin diyelim hedefleriniz net değil, peki netleştirmek için ne yapabilirsiniz? Yada sürekli aynı şekilde, aynı yöntemlerle çalışıyorsanız, “bu işi daha basit ve hızlı yapabileceğim hangi farklı yollar, yöntemler, teknolojiler var” diye araştırdınız mı? Çözüm olarak önce etki alanındaki işleri çözmeye odaklanırsanız hayatınızın kontrolünü ele almaya başlıyorsunuz. Kendinize şöyle bir OKR yazabilir ve tüm ekibe ilan edebilirsiniz.

Operasyonel işlerimin ailemin zamanından çalmasını önlemek için fazla mesailerimi sıfıra düşürmek.

Müşteri sözleşme süreci üzerinde harcamam gereken zamanı Q2’de 1 günden 2 saate düşüreceğim.

Ay sonuna kadar yöneticim ile hedeflerimi netleştirecek ve öncelik planımı onaya sunacağım.

Dikkat dağıtan günlük ortalama 27 adet telefon trafiğini ortadan kaldıracak teknoloji çözümlerini araştıracak ve en az 3 çözüm önerisini Q1 sonunda sunacağım.

Fazla mesai süremi Q2 sonunda haftalık 20 saatten 0 saate düşüreceğim.

Bunun gibi sorumluluğu üstlendiğiniz bir hedef setine bağlı günlük ve haftalık aksiyonlarınızı belirleyip ilk adımı attığınızda kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

Hayatta 360 derece esenlik için öncelikli iki odak var. Biri işinizdeki doyum seviyeniz. İkincisi ise bireysel hayatınızda kendinize ve sevdiklerinize zaman ayırabilmeniz.

Bu şekilde siz kendi sınırlarınızı çizdiniz, sorumluluğu üzerinize aldınız ama diğerleri almıyor diyelim. Bu defa büyük istifa hareketine katıldığınızda kimse sizi suçlayamaz ;))